Hastalıklar
Hepatit C hastalığının tedavisinde umut verici gelişme!
Kas 12th
| Bilim adamları, karaciğerin amansız düşmanı Hepatit C virüsünün alt edilmesinin yakın olduğunu belirtti. Yedi yıl süren araştırmalar, yüzde 100 olmasa bile olumlu sonuçlar verdi… |
Bilimadamları, 6 ay boyunca yapılan deneylerin yüzde 99 oranında olumlu çıktığı müjdesini verdi. Dünyada 200 milyon kişinin kâbusu olan Hepatit C virüsünü ortadan kaldıran bu harika ilacı,
Amerikan Virginia Tıp Enstitüsü geliştirdi. Henüz bir isim verilmeyen yeni ilacın 1000 hasta üzerinde mucizevi bir etki yarattığını belirten ABD`li profesör Mitchell Shiffman, Üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen ilaçları verdiğimiz hastalar hâlâ sağlam. Kesin konuşmak için henüz erken. Ama çok ümitliyiz dedi. Vücuda kan yoluyla bulaşan Hepatit C, akciğerlerin işlevlerini yavaş yavaş yok ediyor.
Sizde Hepatit C ‘ye yakalanmadan Check-up yaptırın.Hastalık başlamadan tedbirini alın.
Tavsiye ettiğimiz laboratuvar: www.ahenklab.com.tr
HIV’in bulaşmasına karşı jel üstünde çalışılıyor
Kas 12th
HIV TESTİ YAPTIRMAK İSTERSENİZ iletişim bilgilerinizi checkup@ahenklab.com.tr ‘ye atarsanız size geri dönüş yapılacaktır en kısa sürede !
![]() |
İngiltere’de bilim adamlarının, AIDS’e neden olan HIV’in bulaşmasını engelleyecek bir jel üzerinde çalıştığı belirtildi. Devlet, araştırmalara 90 milyon sterlinlik fon ayırdı. |
Geliştirilmekte olan jelin kadınlar tarafından kullanılacağı ifade ediliyor. Jelin, HIV’in bulaşma riskini en az üçte bir oranında azaltması öngörülüyor.
Kanser Nedir? Kanser Belirtileri Nelerdir?
Kas 12th
KANSER NEDİR?
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler.
Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser hücreleriyle (pembe), lenfositlerin (sarı) savaşı.
Kanserin Nedenleri ?
Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
Sigara alkol kullanımı,
Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
Bazı virüsler
Hava kirliliği
Radyasyona maruz kalma,
Kötü beslenme alışkanlığı
Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
İyileşmeyen yaralar
Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara…
Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler
Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz….
EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ
Meme kanseri
Akciğer kanseri
Prostat kanseri
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Rahim ağzı kanseri
ANEMİ (Kansızlık) PANELİ : 80 TL
Kas 12th
KANSER TARAMA PANELİ : 100 TL
Kas 12th
- AFP
- CEA
- CA 19-9
- CA 125 (Bayan)
- CA 15-3 (Bayan)
- Total PSA (Erkek)
- Serbest PSA (Erkek)
AIDS nedir?AIDS’ in Belirtileri ve Korunma yöntemleri nelerdir?
Kas 12th
AIDS, HIV virüsü nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık.
İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV), bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli enfeksiyonlara ve rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölüme sebebiyet verir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır. HIV virüsünü taşıyan kişiye HIV pozitif denir.
HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir ve kişi kendini iyi hissedebilir.Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür. Bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılan ELISA testleri en doğru sonucu verir. AIDS TESTİ için tıklayınız
Belirtileri nelerdir?
HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre birkaç yıl, hatta bazen daha uzun süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoan hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir.
HIV; kan ve kan ürünlerinin, sperm veya diğer cinsel sıvılar üzerinden insandan insana bulaşır.Ayrıca plasenta ya da süt yoluyla anneden bebeğine bulaşabilir.
İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV) öksürükle, hapşırıkla ya da el sıkışmak gibi olağan temaslarla bulaşmaz. Bu virüs oldukça hassastır ve vücut dışında havada ve suda uzun süre yaşayamaz. Bu nedenle bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekir. Frengi, genital herpes (uçuk), bel soğukluğu (gonore) ve klamidya gibi cinsel hastalıkların cinsel bölgelerde yol açtığı yaralar ve doku bozulmaları, HIV bulaşma riskini artırır.
Korunma yöntemleri nelerdir?
- Korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin sağlam olmasına dikkat edilmeli, prezervatife zarar verebileceği için vazelin gibi petrol bazlı kayganlaştırıcılar kullanılmamalıdır.
- Kan nakli sırasında, AIDS testi yapılmamış kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
- Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler, jilet, makas, diş hekimliği aletleri, akupunktur iğneleri kesinlikle kullanılmamalıdır. Bir kullanımlık araç-gereçler yeniden kullanılmamalı, kullanılan aletler kesinlikle dezenfekte ya da sterilize edilmelidir.
- HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan bağışlamamalıdır.
- HIV’li sperm sıvısı, jenital sıvı ya da kanın yaralı bir dokuya teması engellenmelidir.
- Açık yaralar, vücuda virüsün girişini engellemek için bantla kapatılmalıdır.
AIDS Video için tıklayınız. | Tavsiye ettiğimiz laboratuvar: www.ahenklab.com.tr
Hemoroid – basur nedir? Hemeroidin tedavisi ve belirtileri nelerdir?
Kas 12th
Tıpta hemoroid, halk arasında mayasıl yada basurda denir. Makat veya anüsteki varisleşen toplardamar yumağının şişmesidir.Basur, makat bölgesindeki damarların genişlemesi yani varisidir. Basurun başlıca nedeni kabızlıktır ve genetik sebepler taşımaktadır. Basurlu hastaların bir çoğunda uzun süren kabızlık dönemi vardır ve ailede birçok basurlu birey bulunmaktadır. Basur hastalığı toplumda çok yaygın bulunmaktadır.Hemoroitler, içinde atar damarlar ağı bulunan ve adeta sünger yastığına benzeyen nodüller (memeler) görünümündedirler. Kanı geri taşıyan toplar damarlar ise iç ve dış sfinkter (kapama) kasının içinden geçerler.
İç sfinkter kasının daimi gerilmiş olması nedeniyle, nodüllerin içinde toplanan kanın çıkması önlenir ve dokuların şişmesi sağlanır. Böylece bağırsak ucunda bir yastık halkası oluşur ve hemoroitler adeta conta görevi görerek sfinkter kaslarının kapama özelliğini desteklerler. Hemoroitler, böylece makatın ince kapama ayarını yerine getirirler. Dışkılama sırasında sfinkter kasları gevşer ve memelerin içinde bulunan kan rahatlıkla akabilir. Bu mekanizmanın etkilenmesi durumunda, sfinkter kasları tam anlamıyla gevşemez ve kan akamaz.
HEMOROİDLERİN BELİRTİLERİ
Büyüklük ve belirtilerine göre hemoroid hastalığı 4 dereceye ayrılır.
1. derece
Hemoroitler ne görülür ne de ele gelir. Dışkılama sonrasında oluşan açık kırmızı kanamalar en önemli belirtisidir. Ağrılar oluşmaz, nadiren kaşıntı ve yabancı cisim hissi olabilir.
2. derece
Nodüller ıkınma sırasında dışa doğru çıkarlar, daha sonra kendiliğinden yerine geri kayarlar. Kanamalar görülür, ayrıca kaşıntı, yanma, akıntı ve ağrı da oluşabilir.
3. derece
Nodüller kendiliğinden geri kaymaz fakat parmak ile itilerek tekrar yerlerine yerleştirilebilirler. Hemoroitleri kaplayan dokuların sertleşmesi sonucunda kanamalar azalır çünkü doku yaralanmaya karşı daha dirençli olur. Ağrı, kaşıntı ve akıntılar artar ve buna bağlı olarak makat etrafında egzamalar (cilt hastalığı) gelişebilir. Dışarıya çıkmış memeler boğulabilir ve içindeki kanın pıhtılaşma (tromboz) sonucu şiddetli ağrılar meydana gelebilir.
4. derece
Bu safha sabitleşmiş anal prolaps olarak adlandırılır. Hemoroitler artık devamlı dışarıdadır ve içeriye doğru yerleştirilemezler. Dışarıya sarkmış bağırsak kaplaması ( mukoza ) devamlı akıntıya neden olur ve egzama ve iltihaplanmalar gelişebilir. Kanamalar nadirdir ve bazen istem dışı kaçırmalar olabilir. Zaman içinde ülserleşme veya sıkışmaya bağlı doku boğulması görülebilir, bu durum ağrıları had safhaya çıkarır.
1 . HEMOROİDLERİN TEDAVİSİ
Hemoroidlerde en sık görülen şikayet, kanayan veya çamaşırı kirleten ağrılı ve ağrısız anal memelerdir. Ağrı ve kanama mümkünse hemen ilk muayene sırasında giderilmeli; örneğin İNFRARED IŞIN, SKLEROTERAPİ (iğne ile kurutma) LASTİK BANT İLE BAĞLAMA gibi bir yöntem uygulanabilir. Hastaya veya yakınına, evde yapılacak ilaç ve diğer işlemler; spazm yapmış anüsün, sıcak uygulamaları ile yumuşatılması; hijyen ve diyet öğretilir. Henüz yeni cerrahi veya konservatif tedavi geçirmiş veya acil bir müdahale gerektiği halde; buna engeli bulunan akut anal fissür veya hemoroid gibi alevli bir anal patolojisi olan her hasta, ortalama bir hafta süre ile şu ALTIN KURALLARA UYMALI:
1 – Ilık Su Oturma Banyosu
Anal bölgede cerrahi veya medikal her ne patoloji varsa, tedavide birinci ilke, düzenli ılık su oturma banyosu sıcak torba uygulaması yapmaktır. Ağrı durumuna göre, yaklaşık bir hafta süre ile günde, 3 ila 6 kez 20 – 30 dk. ılık suya oturmalı ve daima ılık su ile taharetlenmeli ve ardından, sıcak su torbası üzerine oturmalı. Böylece ağrı, ödem, şişlik ve iltihabi görüntü bir hayli geriler.
2 – Ağrı Kesiciler
Ağrı kesici kullanımı şarttır. Ağrı kesiciler tablet, iğne veya melhem şeklinde olabilir. Bunlar anal spazmı yumuşatır; ödemi, şişlikleri ve dolayısıyla ağrıyı hafifletir. Gerekirse ağrıyı tamemen gidermek için bir iki gün süre ile günde tek doz ağrı kesici iğne yapılmalı. Ağrıya asla izin verilmemeli, yoksa ağrı, spazmı ve iskemiyi, o da yeniden hemoroidal şişmeyi getirir.
3 – Hemoroid Melhemleri
Başta akut yani alevli durumlar olmak üzere; bütün hemoroilerde; müdahale yapılmış olsun veya olmasın; melhem kullanılır. Bunlar antiseptik, damar büzüştürücü, ağrı ve ödem ve kaşıntı giderici veya yumuşatıcı etkiler taşır. Melhem seçimi; şikayetlerin cinsine, hastalığın derecesine, muayene bulgularına göre değişir. Yanlış melhem kullanımları ile ciddi komplikasyonlar olmasa bile şifa gecikebilir. Örneğin üzeri zedelenmiş ve bu yüzden kanayan veya fissür veya fistül hastalığı olanlarda kortizonlu melhemler tedaviyi olumsuz etkiler veya melhemlerin bir kısmı; 2 haftadan daha uzun süre kullanılırsa allerjik kaşıntı ve çevrede sulanma yani medika mentoza yapabilirler. Yine uzun süre melhem kullanmak gerekiyorsa, yan tesiri olmayan, vazelinli, kortizonsuz melhemler tercih edilmeli. Akut, tromboze ve müdahaleli hemoroidlerde, genellikle enfeksiyon olduğu için tedaviye antibiotikli melhem de eklenmeli. Yoksa enfeksiyon; ödem, şişlik ve gerginlik dolayısı ile ağrının şiddetini arttırır ve portal venlerde nadir de olsa pileflebitis denilen ve barsaklardan karaciğere uzanan bir yaygın enfeksiyon riski oluşturabilir. Belirgin bir lokal enfeksiyon varsa, reçeteye bir de oral antibiyotik eklenmeli. Enfeksiyonun baş belirtisi ateş ve üşüme nöbetleri hemoroidlerde soyulma yaraları ve akıntılar ve şiddetli ağrıdır. Melhemler, hastaların ihtiyaç talebine göre günde 2 – 6 kez uygulanır. Uygulama, duruma göre kanülle veya parmakla olabilir. Melhemleri tercihen parmakla, anüs içine, masaj yaparak uygulanmalı. Böylece anal genişleme yapılmış yani spazm çözülmüş olur, yavaş yavaş ödem ve şişlik azalır. Spazm ve ödem çözülünce ağrılar da azalır. Özellikle tuvaletten sonra melhem kullanımı ihmal edilmemeli.
4 – Gaitanın yumuşatılması
ve Sayısının Azaltılması Hemoroidlerin ve fissürerin oluşması veya alevlenmesinde, gıdaların türü, gaitanın sertliği veya yapışkanlığı, kabızlığın veya sık sık dışkılamanın ve bazan da ishalin olumsuz etkileri olduğu için; ishal ve özellikle KABIZLIK mutlaka düzeltilmeli; tuvalete çıkış programlanmalı, düzene sokulmalı.
İlgili videolar için tıklayınız.
http://video.biyoturk.com/video/hemoroid
http://video.biyoturk.com/video/basur

